Neden İzlediğimiz Filmleri, Okuduğumuz Kitapları Unuturuz?

İzlenen bir filmi ya da diziyi, okunan bir kitabı unutmak muhtemelen pek çok kişinin yaşadığı bir durumdur. Ben de bu durumu sürekli yaşıyorum ve kendime şunu soruyorum hep ‘Hadi sevmediklerini unuttun, bayıla bayıla izlediklerini, okuduklarını nasıl unutursun?’

Eğer siz de benzer durumlar yaşıyorsanız, kendinize yüklenip ‘Acaba hafızam berbat mı? Beynimin hafızayla ilgilenen kısmı acaba çalışmayı bıraktı mı?’ diye sormayın. Çünkü sorun çok büyük ihtimalle hafızanızın ‘bozuk’ olması değil.

Öncelikle bu durumu neden herkesin yaşamadığına bakalım…

Tükettiği her türden içeriği unutanlar olduğu gibi, en ufak ayrıntısına kadar hatırlayanlar da var. Bunun sebebi Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden sinirbilimci David J. Linden’e göre herkesin hafıza becerilerinin farklı olması.

Linden, kimi insanların bir sayfada gördükleri yazıları ya da ekranda gördükleri yüzleri hatırlama gibi konularda çok daha becerili olabilirken, kimilerinin de tarihleri hatırlama ya da yer-yön hatırlama gibi becerilerinin daha gelişmiş olabileceğini söylüyor. Ancak tabii ki bu ‘unutma, hatırlayamama‘ durumunun tek nedeni hafızanızın hangi açıdan daha becerikli olduğuyla ilgili değil.

İzlerken ve okurken ne kadar odaklanıyorsunuz?

Bu durumu yaşayan pek çok insanın aklına ilk olarak hafızasının kötü olduğu düşüncesi gelse de, aslında neden unuttuğumuza dair pek çok etmen var. Memorial University of Newfoundland’da psikoloji üzerine çalışan Prof. Dr. Kathleen Hourihan, bu etmenlerden ilkini ‘Bir film izlerken ya da kitap okurken dikkatinizi ne kadar iyi verdiğiniz, hatırlama seviyenizi etkiler‘ şeklinde açıklıyor.

Yani bir film izlerken ‘Aa bu oyuncu bir filmde daha vardı, neydi adı?’ diye düşünüp kısa bir arama yapmak için filmi durduruyorsanız, telefonunuza bakıyorsanız, kitap okurken sayfaları hızlı hızlı geçiyor ya da bir cümle okuyup derin düşüncelere dalıyorsanız, bu filmi ya da kitabı ne kadar hatırlayacağınızı etkiliyor.

Yine Hourihan’a göre bu davranışları gerçekleştirmek yerine tükettiğiniz içerik üzerine düşünmek, odaklanmak, kendi hayatınız ile bağlantı kurmak, karakterlerle ya da olaylarla kendi  hikayenizi özdeşleştirmek, o içeriği hatırlamanızı sağlıyor.

Bir filmi ya da diziyi, kitabı tükettikten sonra eş dostla sohbet etmek tahmin ettiğinizden daha etkili olabilir

Hafıza ve hatırlamak deyince, bilgileri beyne atıp içeride tutmak eylemini düşünüyor olabilirsiniz. Ancak Melbourne Üniversitesi’nde bilişsel psikolog Sean Kang’a göre durum bundan çok daha fazlası ve bilgileri beyne atmak kadar dışarı çıkarıp tekrar tekrar hatırlamak da önemli. Kang, bu sayede söz konusu bilgilerin pekişeceğini söylüyor.

Yani izledikleriniz, okuduklarınız hakkında arkadaşlarınızla konuştukça konuyu tekrar tekrar beyninizin dehlizlerinden çağırıp hatırladığınız için bilgiler pekişiyor. Böylece o içeriği unutmanız da daha zorlaşıyor. Bunu öğretmenlerin konuları işledikçe küçük testler ve sözlüler yaparak konuyu pekiştirmesine benzetebilirsiniz.

Çok fazla içerik tüketmek, tükettiklerimizi hatırlamayı zorlaştırıyor

Konuya farklı uzmanlar tarafından getirilen bir diğer ortak açıklama ise günümüz içerik tüketim alışkanlığının hafızamızı nasıl etkilediğini kanıtlar nitelikte.

Linden’e göre çok sayıda film izlemek ya da çok sayıda kitap okumak gibi tekrar eden davranışlar, hafızamızda o içeriklere dair anıları ‘genel’ hale getiriyor. Beynimiz eski bilgileri gerilere atarak güncel olanlarla yola devam ediyor. O bilgiler tekrarlanmadıkça, hatırlanması da zorlaşıyor. Geriye ise tüm olay akışı, karakterler, replikler yerine o içeriği ya da anıyı ‘faydalı, faydasız, güzel, çirkin’ bulmak gibi deneyimsel izler kalıyor.

Artık bir oturuşta dizi bitirip yenisine geçtiğimiz, her gün onlarca belki yüzlerce video izlediğimiz, sayısız filme tek tıkla ulaşabildiğimiz bir dönemde o kadar çok içerik tüketiyoruz ki her birini ayrı ayrı hatırlama oranımız da düşüyor. 

Örneğin hatırlar mısınız, eskiden internette bir viral video çıktığında haftalarca konuşulur, elden ele dolaşır, herkes güler ve üzerine konuşurdu. Çünkü internette içerik sayısı şimdiki kadar sonsuz değildi.

Tam da bu yüzden, o yıllarda viral olan videolar şimdilerde bile herkesin aklındayken bugün TikTok’ta izlediğiniz ve size komik gelen bir videoyu bir daha kolay kolay hatırlamıyorsunuz. Çünkü çok var, hafızanızda kalıcı yer edinemeden yerine bir başka video geliyor.

Artık hafızamıza değil Google’dan yapacağımız bir aramaya güveniyoruz

Bir diğer etmen ise artık hafızamızı bilgi çağırmak için o kadar da sık kullanmıyor oluşumuz. Tüm açıklamalar tüketilen içeriğe ayrılan zamana, üzerinde ne kadar düşündüğümüze ve ne kadar tekrar ettiğimize dayanırken bir ne yapıyoruz? 

Hızlı tüketip, izlerken ya da okurken dikkatimizi sık sık dağıtıp, üzerine hiç düşünmeden bir yenisine geçip bir de üzerine onunla ilgili bir şey hatırlamamız gerektiğinde hafızamızı zorlamak yerine Google’a yazıyoruz. Bu da içeriği hatırlamak için gereken neredeyse hiçbir koşulu sağlamadığımız anlamına geliyor.

Yine de uzmanlara göre bir filmin, kitabın ya da herhangi bir içeriğin sizde iz bırakması ya da sizin için değerli olması için onu baştan sona hatırlamanız gerekmiyor. Çünkü detayları hatırlamak her ne kadar keyifli gelse de esas önemli olan bilinçaltımıza bıraktığı iz ve o deneyimi nasıl kodladığımız. Hiçbir detayını hatırlamak da, hayatımızı değiştiren o filmin yeri hep aynı kalıyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.